TÜRK MEDENİYETİNDE KADIN ŞİDDETİN DEĞİL SAYGINLIĞIN VE GELECEĞİN TEMELİDİR

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, kadınların emeğini, onurunu ve toplumun geleceğindeki vazgeçilmez yerini bir kez daha hatırlatırken; aynı zamanda kadına yönelik şiddetin yarattığı acı tabloyu da görmezden gelmemizin..

TÜRK MEDENİYETİNDE KADIN ŞİDDETİN DEĞİL SAYGINLIĞIN VE GELECEĞİN TEMELİDİR
Yayınlanma: Güncelleme: 0 views
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle, kadınların emeğini, onurunu ve toplumun geleceğindeki vazgeçilmez yerini bir kez daha hatırlatırken; aynı zamanda kadına yönelik şiddetin yarattığı acı tabloyu da görmezden gelmemizin mümkün olmadığını vurgulamak istiyoruz.
Son yıllarda kadına yönelik şiddet olaylarında ortaya çıkan tablo, milletimizin vicdanını derinden yaralamaktadır. 2026 yılının daha ilk aylarında ortaya çıkan veriler bile sorunun ciddiyetini açıkça göstermektedir. Bağımsız izleme raporlarına göre 2026 yılının Ocak ayında en az 22 kadın öldürülmüş, 14 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Basına yansıyan yüzlerce olayda ise kadınların fiziksel saldırıya uğradığı görülmektedir.
Bu rakamların her biri bir hayatın, bir ailenin ve bir insan onurunun yitirilmesi anlamına gelmektedir. Hiçbir toplum böyle bir tabloyu kabullenemez. Ancak özellikle vurgulamak gerekir ki Türk milletinin tarihsel ve kültürel birikiminde kadının yeri asla bu değildir.
Türk töresinde kadın; toplumun gerisinde bırakılan bir unsur değil, hayatın kurucu gücüdür. Eski Türk devletlerinde hatunlar devlet yönetiminde söz sahibiydi. Kurultaylarda yer alır, elçileri kabul eder, devlet işlerinde hükümdarla birlikte karar verirdi. Türk kadını gerektiğinde savaş meydanında ordusunun yanında yer almış, gerektiğinde üretimin ve toplumsal hayatın merkezinde bulunmuştur.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu tarihsel gerçeği görmüş ve Türk kadınına birçok Batı ülkesinden önce siyasal ve toplumsal haklar tanımıştır. Çünkü Cumhuriyet’in temel anlayışı açıktır: Kadın ve erkek birlikte yükselirse millet yükselir.
Bugün karşı karşıya olduğumuz bu acı tablo, Türk milletinin öz değerlerinden değil; kültürel yozlaşmadan, cehaletten ve başka toplumların yanlış geleneklerinin din veya medeniyet adı altında taklit edilmesinden kaynaklanmaktadır. Türk töresinde kadını aşağılayan, ona şiddeti meşru gören bir anlayış yoktur. Bu anlayış tarihimizin değil, sonradan toplum bünyesine yerleşen bozulmaların ürünüdür.
Kadına yönelik şiddetin sadece ülkemizde değil, dünyanın farklı coğrafyalarında da insanlık dramlarına yol açtığını görüyoruz. İran’da bir okulun bombalanması sonucu hayatını kaybeden kız çocuklarının acısı da insanlık vicdanını yaralamıştır. Bu çocuklar yalnızca birer öğrenci değildi; geleceğin anneleri, eşleri ve toplumların yarınlarını kuracak değerleriydi. Sivillerin, özellikle çocukların hedef alındığı her saldırıyı insanlık adına lanetliyoruz.
Öte yandan ülkemizde de benzer şekilde yürek yakan olaylar yaşanmaktadır. İstanbul’da Fatmanur öğretmenin bir öğrencinin gerçekleştirdiği bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi toplumumuzda derin bir üzüntü yaratmıştır. Eğitim yuvasında görevini yapan bir öğretmenin böyle vahşi bir saldırının kurbanı olması, yalnızca ailesini değil tüm milletimizi derinden sarsmıştır. Hayatını kaybeden Fatmanur öğretmene Tanrı’dan rahmet, ailesine ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz.
Bu tür olaylar bize açık bir gerçeği hatırlatmaktadır:
Sorunun çözümü yalnızca güvenlik tedbirleriyle sınırlı değildir. Toplumun bu hastalıktan kurtulmasının yolu; eğitimden, bilimden, kültür bilincinden ve bilinçli yurttaşlık anlayışından geçmektedir.
Bilgi toplumunu kuramayan, kadın ve erkeği eşit birer yurttaş olarak yetiştiremeyen toplumlar şiddetin ve geriliğin girdabından kurtulamaz. Türk milletinin gerçek kültürü ise kadına saygıyı, aileyi ve toplumsal dengeyi esas alır.
ATA Parti olarak bizler, Türk milletinin köklü medeniyet mirasına ve Cumhuriyet’in aydınlanmacı değerlerine sahip çıkmanın bu sorunun çözümünde temel yol olduğuna inanıyoruz. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için hukuk düzeninin etkin işletilmesi, eğitim politikalarının bilimsel temelde güçlendirilmesi ve toplumda gerçek Türk kültürünün yeniden hatırlatılması zorunludur.
Türk milleti şunu çok iyi bilmelidir:
Kadına el kaldıran anlayış Türk töresine de, Cumhuriyet’e de, insanlık onuruna da aykırıdır.
ATA Parti olarak Türk kadınının güven içinde, onurlu ve eşit bir yurttaş olarak yaşayacağı bir Türkiye için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
RESÜL KARA
ATA PARTİ İZMİR İL BAŞKANI
Kamuoyuna ve basına saygıyla duyurulur.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.