ATA Parti GENEL BAŞKAN DANIŞMANI SEMA ÜNAL’DAN EMEKLİLİK SİSTEMİNE İLİŞKİN ÇARPICI AÇIKLAMALAR ATA Parti Genel Başkan Danışmanı Sema ÜNAL, emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. ÜNAL,..
ATA Parti GENEL BAŞKAN DANIŞMANI SEMA ÜNAL’DAN EMEKLİLİK SİSTEMİNE İLİŞKİN ÇARPICI AÇIKLAMALAR
ATA Parti Genel Başkan Danışmanı Sema ÜNAL, emeklilerin içinde bulunduğu ekonomik tabloya ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı. ÜNAL, emekliliğin dinlenme ve onurlu yaşam dönemi olması gerekirken bugün milyonlar için borç, enflasyon ve geçim mücadelesi anlamına geldiğini belirtti.
ÜNAL, yaşanan sorunun yalnızca bireysel değil, yapısal bir ekonomik tercih meselesi olduğunu vurguladı. Yıllar boyunca disiplinli ve planlı bir yaşam sürdüğünü, çalıştığı dönemde fedakârlık yaparak ev sahibi olduğunu, çocuklarının eğitimine yatırım yaptığını ve geleceğini güvence altına aldığını düşündüğünü ifade eden ÜNAL, “Emeklilik alın terinin karşılığı olmalıydı; bugün ise hayatta kalma mücadelesine dönüştü” dedi.
“MİLYONLARCA EMEKLİ BORÇLA YAŞIYOR”
Türkiye’de milyonlarca emeklinin maaşının temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirten ÜNAL, birçok emeklinin kredi kartları ve tüketici kredileriyle ayakta kalmaya çalıştığını söyledi. Biriken banka borçlarının içinden çıkılmaz bir hâl aldığını ifade eden ÜNAL, kredi kartının artık bir ödeme aracı değil, ay sonunu getirme aracına dönüştüğünü kaydetti.
Emekli aylıklarının açıklanan yoksulluk sınırının oldukça altında kaldığını vurgulayan ÜNAL, temel gıda, kira, sağlık ve fatura giderlerinin dahi karşılanamadığını belirtti. Resmî enflasyon oranları ne açıklanırsa açıklansın, mutfaktaki enflasyonun çok daha ağır hissedildiğini ifade etti.
“60 YAŞ ÜSTÜ VATANDAŞLAR ÇALIŞMAK ZORUNDA KALIYOR”
Emeklilerin önemli bir bölümünün 60 yaşın üzerinde olduğuna dikkat çeken ÜNAL, buna rağmen ikinci hatta üçüncü bir işte çalışmak zorunda kalan binlerce insan bulunduğunu söyledi. 70 yaşını aşmış yurttaşların aktif olarak çalıştığını ve iş başında hayatını kaybettiğine dair haberlerin sıradanlaştığını belirterek, “Emeklilik artık sosyal güvence değil; yetersiz aylıkla borç yönetme çabasıdır” ifadelerini kullandı.
“500 BİN LİRA YETMİYOR” AÇIKLAMASINA TEPKİ
ÜNAL, kamuoyunda tartışma yaratan milletvekili açıklamalarına da değindi. Özellikle milletvekili Mestan Özcan’ın kamuoyuna yansıyan “Yaklaşık 500 bin lira bana yetmiyor” sözlerinin toplumda ciddi tepki oluşturduğunu belirtti.
“Milyonlarca emekli bunun onda birinin çok altındaki gelirle geçinmeye çalışırken bu tür açıklamalar toplum vicdanını yaralamaktadır” diyen ÜNAL, siyaset kurumunun toplumun ekonomik gerçekliğinden kopmaması gerektiğini vurguladı.
SORUN GENİŞ KESİMLERİ ETKİLİYOR
Açıklamada yalnızca emeklilerin değil, asgari ücretli çalışanların ve işsiz gençlerin de benzer bir ekonomik sıkışmışlık içinde olduğu ifade edildi. Üniversite mezunu gençlerin alanlarında iş bulamadıkları, geçici ve düşük gelirli işlerde çalışmak zorunda kaldıkları belirtilerek, gelir dağılımındaki bozulmanın geniş toplum kesimlerini borç sarmalına ittiği kaydedildi.
Krediye dayalı tüketim modelinin sürdürülebilir olmadığını belirten ÜNAL, faizin faiz doğurduğu bir kısır döngü oluştuğunu dile getirdi.
“SORUN BİREYSEL DEĞİL, YAPISALDIR”
ATA Parti Genel Başkan Danışmanı ÜNAL, çözümün ekonomik tercihlerde değişimden geçtiğini belirterek şu başlıklara dikkat çekti:
Sabit gelirlilerin alım gücünün korunması,
Üretim ve istihdam politikalarının güçlendirilmesi,
Sosyal devlet mekanizmalarının etkin biçimde işletilmesi.
Emekliye yapılan zam oranlarının gerçek yaşam maliyetiyle uyumlu olmadığı sürece kısa sürede eridiğini belirten ÜNAL, emekliliğin bir lütuf değil, kazanılmış bir hak olduğunu vurguladı.
“BU ORTAK BİR SESLENİŞTİR”
Açıklamasının sonunda toplumsal adalet vurgusu yapan ÜNAL, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bu yalnızca kişisel bir serzeniş değildir; ülkenin dört bir yanında aynı cümleyi kuran milyonların ortak sesidir. Emeklilik, kredi kartı ekstreleriyle uyanılan bir dönem olmamalıdır. Aksi hâlde kaybettiğimiz yalnızca ekonomik denge değil, toplumsal adalet duygusudur. Bir toplum adalet duygusunu kaybettiğinde en büyük yoksulluğu yaşamaya başlar.”