SAHTE ATATÜRKÇÜLÜK, TOPLUMSAL GÜVENİ ZEDELEYEN DERİN BİR TAHRİBATTIR

Atatürk’ün adını ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerini içtenlikle savunmak ile bu mirası güncel siyasal hesaplara göre araçsallaştırmak arasında hayati bir fark bulunmaktadır. Günümüzün temel sorunu; açık kimliklerden ziyade, ilkesizliği gizleyen, tutarsız..

SAHTE ATATÜRKÇÜLÜK, TOPLUMSAL GÜVENİ ZEDELEYEN DERİN BİR TAHRİBATTIR
Yayınlanma: Güncelleme: 4 views
Atatürk’ün adını ve Cumhuriyet’in kurucu değerlerini içtenlikle savunmak ile bu mirası güncel siyasal hesaplara göre araçsallaştırmak arasında hayati bir fark bulunmaktadır. Günümüzün temel sorunu; açık kimliklerden ziyade, ilkesizliği gizleyen, tutarsız ve konjonktürel siyasal tutumların giderek yaygınlaşmasıdır.
Etnik temelli siyaseti meşrulaştıran, terörle arasına açık ve kesin bir mesafe koymaktan imtina eden ve kamuoyunda “APO Komisyonu” olarak anılan süreçlerde yer almayı kabul eden siyasi yapıların demokratik meşruiyeti ciddi biçimde tartışmalıdır. Bu tür tercihler, toplumsal barışa ve milli bütünlüğe hizmet etmemektedir.
Geçmişte “daha kötüsü olmasın” anlayışıyla yapılan siyasal tercihler, ülkeye ağır bedeller ödetmiştir. Aynı hataların tekrar edilmesi, sağduyulu bir siyasal aklın değil; seçeneksizliğe mahkûm edilmiş bir anlayışın sonucudur.
Yolsuzluk, kayırmacılık ve hukuk dışı uygulamalar karşısında ilkelere göre değil, güç dengelerine göre pozisyon alan tutumlar; güvenilirliği aşındırmaktadır. Toplumun ihtiyaç duyduğu şey, koşullara göre şekil değiştiren refleksler değil; tutarlılık ve ilke merkezli bir duruştur.
Sağ–sol gibi tarihsel içeriği boşaltılmış kavramlar üzerinden yapılan ayrıştırmalar, gerçek siyasi tabloyu perdelemektedir. Asıl üzerinde durulması gereken husus; hangi yapıların hangi temel ilkelerden vazgeçerek, kimlerle ve hangi amaçlarla aynı siyasi zeminlerde buluştuğudur. Bugün birbirine zıt görünen birçok aktörün, çıkar ortaklığı temelinde yan yana gelebildiği açık bir gerçektir.
Atatürkçülüğü bir kimlik etiketi, bir koruyucu kalkan ya da siyasal geçiş kartı olarak kullanan anlayışlar; inanç istismarından daha az zararlı değildir. Çünkü bu tür bir istismar, yalnızca bireysel hassasiyetleri değil, Cumhuriyet’in kurucu iradesine duyulan toplumsal güveni de aşındırmaktadır.
Bu değerlendirme, kişi ya da kurumlara değil; ilkesizliğe, samimiyetsizliğe ve değerlerin araçsallaştırılmasına yöneliktir. Cumhuriyet’in değerleri, günübirlik siyasal hesaplara feda edilemez.
Resûl Kara

— İlbey Kara ile birlikte.

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.