Demet ADANAR Öyle bir zamana denk geldik ki…Aynı mahallede büyüyen, aynı sokakta oynayan, aynı kapı önlerinde oturup çay içen insanların yerini,birbirine yabancılaşmış kalabalıklar aldı.Artık komşuluk dediğimiz o sıcak bağ, yerini..
![]()
Demet ADANAR
Öyle bir zamana denk geldik ki…Aynı mahallede büyüyen, aynı sokakta oynayan, aynı kapı önlerinde oturup çay içen insanların yerini,birbirine yabancılaşmış kalabalıklar aldı.Artık komşuluk dediğimiz o sıcak bağ, yerini sessizliğe ve mesafeye bıraktı.Aynı apartmanda yaşıyoruz belki,ama karşı kapının ardında kim var,nasıl bir hayat sürüyor,neye üzülür neye sevinir bilmiyoruz.Daha acısı,bilmek de istemiyoruz.
Oysa bir zamanlar kapılar kilitlenmezdi.Bir tabak yemek,bir dilim kek,bir fincan şeker ya da tuz bahaneydi aslında…Asıl olan hal hatır sormaktı,gönül almaktı,“Ben buradayım” diyebilmekti.Şimdi ise kapılar daha sağlam,ama kalpler daha kapalı.Kapı zilinin sesi bile rahatsız edici geliyor çoğumuza.Habersiz gelen misafir değil,haberli gelen bile tedirgin ediyor.
Peki ne oldu bize? Ne zaman bu kadar uzaklaştık birbirimizden? Aynı çatı altında yaşayan insanlar nasıl bu kadar yabancı hale geldi?
Belki de hızla akan hayatın içinde kaybolduk.Herkes kendi telaşına düştü; iş,para,gelecek kaygısı derken “insan”ı unuttuk.Teknolojiyle yakınlaştık sandık ama aslında birbirimizden koptuk.Ekranlara dokunurken,yan odadaki insana yabancılaştık.Sosyal medyada yüzlerce“arkadaşımız” var ama kapımızı çalacak tek bir dostumuz kalmadı.
Daha da derini var aslında…Güven duygumuzu yitirdik.Kimse kimseye kolay kolay güvenemez oldu.Herkes biraz daha içine kapandı,biraz daha kabuğuna çekildi.“Aman bana dokunmasınlar” düşüncesi,“Ben de kimseye dokunmayayım” a dönüştü.Böyle böyle,görünmez duvarlar ördük aramıza.
Sadece komşuluk mu? Aynı kandan olduğumuz akrabalarla bile bağlarımız zayıfladı.Bayramdan bayrama,o da denk gelirse…Eskiden bayram sabahları erkenden kalkılır,kapı kapı gezilir,büyüklerin eli öpülür,küçüklere harçlık verilir,sofralar kurulur,kahkahalar yükselirdi.Şimdi ise bir mesaj,bir emoji ile geçiştiriyoruz en özel günleri bile.
Belki de en büyük kaybımız bu oldu:Samimiyetimizi kaybettik.İçtenliğimizi,paylaşmayı,birlikte olmanın değerini unuttuk.Herkes kendi dünyasında yalnızlaştı.Kalabalıklar içinde yapayalnız bir hayat kurduk kendimize.
Ama yine de geç değil…Belki her şey bir “merhaba” ile başlar.Asansörde göz göze gelince başımızı çevirmek yerine küçük bir tebessümle selam vermekle…Kapı komşusunun zilini çalıp “Bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sormakla…Bayramda sadece mesaj atmak yerine kapısını çalmakla…
Çünkü insan,insana iyi gelir.Ve biz ne kadar uzaklaşsak da,aslında en çok birbirimize muhtacız.
Belki de yeniden başlamanın zamanı gelmiştir…Önce bir selamla..
ARAŞTIRMACI/YAZAR
DEMET ADANAR