ATA Parti İzmir İl Başkanı Resûl Kara, İzmir genelinde son dönemde art arda gündeme gelen maden projeleri ve ihale süreçlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Kara, farklı ilçelerde eş zamanlı..
ATA Parti İzmir İl Başkanı Resûl Kara, İzmir genelinde son dönemde art arda gündeme gelen maden projeleri ve ihale süreçlerine ilişkin kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. Kara, farklı ilçelerde eş zamanlı olarak gündeme gelen kalker, altın ve metalik maden projelerinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik sonuçlar doğuracağını belirtti.
ilçe bazlı tablo genişliyor
Son aylarda yerel ve bölgesel basına yansıyan haberlere göre;
Tire ilçesinde, mera vasfındaki yaklaşık 8,75 hektarlık alanda yıllık 400 bin ton kapasiteli kalker ocağı projesi için ÇED olumlu kararı verildi.
Bozdağ – Ödemiş – Kiraz hattında, altın ve metalik maden sahalarına yönelik ihale planları kamuoyunda tartışma yarattı.
Kemalpaşa ve Menderes ilçeleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ihale listesine alınan sahalar arasında yer aldı.
Menemen ilçesinde ise geçmiş dönemde kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi projeleri yerel tepkilerle gündeme gelmişti.
Kara, bu tabloya dikkat çekerek, söz konusu ilçelerin önemli bir bölümünün Küçük Menderes Havzası ve İzmir’in içme suyu ve tarım potansiyeli açısından kritik bölgeler içinde yer aldığını vurguladı.
su havzaları ve mera alanları teknik risk altında
ATA Parti İzmir İl Başkanı Resûl Kara açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı;
“İzmir’de gündeme gelen maden sahalarının önemli bir kısmı su toplama havzalarına, tarım arazilerine ve mera vasfındaki alanlara komşu bölgelerde yer almaktadır. Bu durum yalnızca ekolojik bir mesele değil, aynı zamanda gıda güvenliği ve kırsal ekonomi meselesidir.”
Kara, özellikle açık ocak yöntemiyle yapılan madencilik faaliyetlerinin;
Yeraltı su seviyelerinde düşüş,
Ağır metal riski,
Toprak verimliliğinde azalma,
Erozyon ve habitat kaybı
gibi etkiler doğurabileceğine dikkat çekti.
toplumsal refleks sorunu büyüyor
Kara, daha önce 18–19 Şubat 2026 tarihlerinde planlanan maden ihaleleri öncesinde yaptıkları “Su mu, Maden mi?” başlıklı açıklamayı hatırlatarak, o dönemde yeterli kamuoyu duyarlılığı oluşmadığını ifade etti.
“Bugün görüyoruz ki, farklı ilçelerde benzer nitelikte haberler art arda gündeme gelmektedir. Eğer kent bütününde ortak bir refleks gelişmezse, her ilçe kendi sınırları içinde yalnız bırakılır. Oysa su havzaları ve ekosistemler idari sınır tanımaz.”
kalkınma anlayışı yeniden tanımlanmalı
Resûl Kara, kalkınma politikalarının kısa vadeli ekonomik kazanç üzerinden değil, uzun vadeli ekolojik ve toplumsal sürdürülebilirlik temelinde ele alınması gerektiğini söyledi.
“İzmir’in tarımsal üretim gücü, zeytinlikleri, incir bahçeleri ve mera alanları bu kentin stratejik varlığıdır. Su kaynaklarını riske atan bir yaklaşım, uzun vadede ekonomik kayıp anlamına gelir. Kalkınma; suyu tüketerek değil, suyu koruyarak mümkündür.”
su mu maden mi sorusu hâlâ geçerliliğini koruyor
ATA Parti İzmir İl Başkanı Kara, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:
“Bugün Tire’den Kiraz’a, Kemalpaşa’dan Menderes’e kadar uzanan tablo bize şunu göstermektedir: Bu mesele artık lokal değil, bölgeseldir. Su mu, maden mi sorusu hâlâ masadadır ve ertelenemez. ATA Parti İzmir İl Başkanlığı olarak İzmir’in su kaynaklarını, tarım alanlarını ve mera vasfındaki topraklarını yakından takip etmeye devam edeceğiz.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.