Gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Bursalı, Orta Doğu’da yaşanan gerilimin yalnızca birkaç ülkeyi değil tüm dünyayı etkileyebilecek sonuçlar doğurduğunu söyledi. Bölgedeki gelişmelerin hassas dengeler üzerinde ilerlediğine dikkat çeken Bursalı, Türkiye’nin ise bu süreçte barış ve diplomasi temelinde aktif bir rol üstlendiğini vurguladı.
“ORTADOĞU KIRILGAN DENGELER ÜZERİNE KURULU BİR BÖLGE”
Orta Doğu’daki gelişmeleri tarihsel ve stratejik açıdan değerlendiren Bursalı, bölgenin uzun yıllardır hassas bir denge üzerinde varlığını sürdürdüğünü belirtti.
Bursalı, bölgenin sahip olduğu enerji kaynaklarının küresel güçlerin ilgisini sürekli canlı tuttuğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Ortadoğu zaten kırılgan dengeler üzerine kurulmuş bir bölge. Bir yandan dezavantajlı gibi görünse de diğer yandan dünyanın enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan petrol ve doğalgaz gibi büyük kaynaklara sahip. Aslında bu zenginlikler de bölgenin kırılganlığını artıran unsurların başında geliyor. Çünkü herkesin gözü kulağı bu coğrafyada.”
Bursalı, son gelişmelerin bu hassas dengeleri daha da kırılgan hale getirdiğini söyledi.
“BU KRİZ YALNIZCA ÜÇ ÜLKEYİ DEĞİL TÜM DÜNYAYI ETKİLER”
Bölgedeki gerilimin ilk bakışta yalnızca birkaç ülke arasında yaşanan bir kriz gibi göründüğünü belirten Bursalı, aslında küresel sonuçlar doğurabilecek bir süreç yaşandığını ifade etti.
Bursalı, “Görünürde Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan bir gerilim gibi görünüyor. Ancak bu sadece üç ülkeyi ilgilendiren bir mesele değil. Ortadoğu’daki her gelişme doğrudan bölgeyi ve dolaylı olarak da tüm dünyayı etkileyen sonuçlar doğurur” dedi.
“SAVAŞLARIN EN BÜYÜK BEDELİNİ SİVİLLER ÖDÜYOR”
Savaşların en ağır sonuçlarının her zaman siviller tarafından yaşandığını vurgulayan Bursalı, özellikle çocukların ve kadınların bu süreçten en fazla etkilenen kesim olduğunu dile getirdi.
Bursalı, son çatışmalarda yaşanan sivil kayıplara dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bugün savaşların görünürde devletler arasında yaşandığı düşünülür ama gerçekte en büyük bedeli siviller ödüyor. Çocuklar, kadınlar ve savunmasız insanlar hayatını kaybediyor. Okulların, hastanelerin ve evlerin bombalandığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Savaşın kazananı yoktur ama kaybedeni her zaman masum insanlar oluyor.”
“İSTİKRARSIZLIK GÖÇ DALGALARINI BERABERİNDE GETİRİR”
Bursalı, savaşların yalnızca askeri sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda büyük insani krizlere yol açtığını söyledi.
Özellikle göç meselesinin dünya için ciddi bir sorun haline geldiğini belirten Bursalı, şu değerlendirmede bulundu:
“Bir ülkede insanlar kendilerini güvende hissetmezse o ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Bu da büyük göç dalgalarına yol açar. Suriye’de bunun örneğini hep birlikte gördük. Bu durum yalnızca bölge ülkelerini değil Avrupa’dan Amerika’ya kadar tüm dünyayı etkileyen bir süreç haline geliyor.”
“TÜRKİYE KRİZLERDE TARAF DEĞİL, ÇÖZÜMÜN PARÇASI”
Türkiye’nin dış politikada krizlerin tarafı değil, çözümün bir parçası olmayı tercih ettiğini söyleyen Bursalı, Türkiye’nin uluslararası krizlerde denge politikası izlediğini ifade etti.
Bursalı, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti hiçbir krizde taraf olmayı tercih etmiyor. Nerede bir kriz varsa barışın sağlanması için çaba gösteriyor. Bu yaklaşımımız tüm dünyada da takdir görüyor” dedi.
“RUSYA-UKRAYNA SAVAŞINDA DA TÜRKİYE’NİN ROLÜ ORTAYA ÇIKTI”
Türkiye’nin diplomatik rolünün en somut örneklerinden birinin Rusya-Ukrayna savaşı olduğunu hatırlatan Bursalı, Türkiye’nin iki ülke tarafından da güvenilen bir aktör haline geldiğini söyledi.
Bursalı, “Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta Türkiye çok önemli bir rol üstlendi. Her iki tarafın da güven duyduğu ve tarafsız gördüğü tek ülke Türkiye oldu. Bu da Türkiye’nin diplomasi gücünü ortaya koyuyor” diye konuştu.
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN YOĞUN DİPLOMASİ YÜRÜTÜYOR”
Bursalı, Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin yoğun bir diplomasi trafiği yürüttüğünü ifade etti.
Başta ABD olmak üzere Avrupa’daki birçok ülkenin lideriyle temasların sürdüğünü belirten Bursalı, Türkiye’nin gerilimi düşürmek için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü kaydetti.
“TÜRK DÜNYASI İSTANBUL’DA BULUŞUYOR”
Bursalı, diplomatik temasların önemli bir ayağını da Türk dünyasıyla yürütülen görüşmelerin oluşturduğunu söyledi.
Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde İstanbul’da Türk dünyası ülkelerinin dışişleri bakanlarının bir araya geldiğini belirten Bursalı, bu toplantının ortak bir duruş sergilenmesi açısından önemli olduğunu vurguladı.
“TÜRKİYE BARIŞ İÇİN DİPLOMASİ YÜRÜTMEYE DEVAM EDECEK”
Türkiye’nin bölgesinde yeni bir savaş istemediğinin altını çizen Bursalı, Ankara’nın diplomatik kanalları açık tutarak barış için çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Bursalı, “Türkiye en başından beri tarafları sağduyuya davet ediyor. Çünkü bu savaş yalnızca birkaç ülkeyi değil, ekonomik, siyasi ve insani yönleriyle tüm dünyayı etkileyebilecek bir süreçtir. Türkiye olarak üzerimize düşen ne varsa yapmaya devam edeceğiz. Diplomasi kanallarını açık tutarak barış için çalışmayı sürdüreceğiz.” dedi.
“SAVAŞLARIN ARKASINDA TARİHSEL ÇIKAR ÇATIŞMALARI VAR”
Dünyada yaşanan çatışmaları tarihsel süreç içinde değerlendirmek gerektiğini söyleyen Bursalı, savaşların çoğu zaman geçmişte ekilen çıkar ve çatışma tohumlarının sonucu olduğunu ifade etti.
Günümüzde yaşanan krizlerin yalnızca bugünün gelişmeleriyle açıklanamayacağını belirten Bursalı, uluslararası ilişkilerde geçmişten gelen gerilimlerin bugünkü tabloyu şekillendirdiğini dile getirdi.
Bursalı, İstanbul’da gerçekleştirilen uluslararası buluşmalara da dikkat çekerek, Türkiye’nin diplomatik girişimlerle barış çağrısında bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin bölgesel barışın sağlanması için aktif rol üstlendiğini belirten Bursalı, tarafları itidale davet eden bir diplomasi yürütüldüğünü ifade etti.
“TÜRK DÜNYASI BİR ARAYA GELİYOR”
Bursalı, Türkiye’nin öncülüğünde Türk dünyasının birçok platformda bir araya geldiğini belirterek, ortak bir duruşun ortaya konduğunu söyledi.
Türk dünyasının birlik ve dayanışma mesajı verdiğini ifade eden Bursalı, bu birlikteliğin savaşların sona ermesi ve barışın sağlanması yönünde önemli bir çağrı niteliği taşıdığını kaydetti.
Ancak bu birlikteliğin Türkiye içinde de sağlanması gerektiğini vurgulayan Bursalı, iç siyasette bazı açıklamaların ülkenin çıkarlarına zarar verebileceğini dile getirdi.
“TÜRKİYE’NİN FÜZE VE SAVUNMA SİSTEMİ YOK DEMEK DOĞRU DEĞİL”
Programda, Özgür Özel’in Türkiye’nin savunma kapasitesine ilişkin yaptığı açıklamalara da değinen Bursalı, bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını savundu.
Bir ana muhalefet partisinin ülkeyi yönetmeye talip olduğunu hatırlatan Bursalı, bu tür açıklamaların uluslararası kamuoyunda yanlış algılar oluşturabileceğini söyledi.

NEO TV EKRANLARINDAN ÖZEL’E ÇAĞRI
Bursalı, “Maalesef ana muhalefet lideri Özgür Özel, Sayın Özgür Özel’in dün bir beyanatı var bir yerde. Diyor ki, ‘Türkiye’nin füzesi yok. Türkiye’nin bir hava savunma sistemi yok’ diyor. ‘Türkiye savaşın içine dahil olduğunda eyvah ki ne eyvah’ diyor. Bakın bunun bazı şeyler, bazı konular siyaset üstüdür. Siyasete dahil edilmez. Bunlar çocuklarımızla ilgili konulardır, eğitimle ilgili konulardır. Hele hele savunmamızla yani vatan, millet, bayrak dediğiniz zaman, Kur’an dediğiniz zaman bunların hepsi siyaset üstü konulardır. Yani şunu diyorsunuz; ‘buyurun gelin Türkiye’ye saldırın.’ Bunu anlayabilmek mümkün değil. O yüzden ben sizin aracılığınızla Neo TV ekranlarından bir kez daha Sayın Özgür Özel’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne seslenmek istiyorum. Lütfen biraz aklınızı başınıza alın, siyaseti yapın. Yapmayın değil, tabii ki yapacağız, biz de yapıyoruz, siz de yapın ama bu konu siyaset meselesi değil” dedi
Türkiye’nin savunma sanayisinde önemli ilerlemeler kaydettiğini belirten Bursalı, Sinop’ta gerçekleştirilen füze testlerini örnek göstererek Türkiye’nin bu alanda ciddi bir kapasiteye ulaştığını ifade etti.
“SAVUNMA SANAYİSİNDE YERLİLİK ORANI YÜZDE 80’LERE ÇIKTI”
Bursalı, Türkiye’nin savunma sanayisindeki yerlilik oranının son yıllarda önemli ölçüde arttığını söyledi.
2002 yılında savunma sanayisinde yerlilik oranının yüzde 20 seviyelerinde olduğunu belirten Bursalı, bugün gelinen noktada bu oranın yüzde 80’lere ulaştığını ifade etti.
Türkiye’nin savunma alanında önemli bir dönüşüm yaşadığını belirten Bursalı, bu gelişmelerin uluslararası alanda da dikkatle takip edildiğini ve birçok ülke tarafından örnek gösterildiğini söyledi.
“SAVUNMA, EĞİTİM VE MİLLİ DEĞERLER SİYASET ÜSTÜDÜR”
Bursalı, bazı konuların siyasi tartışmaların dışında tutulması gerektiğini belirterek savunma, eğitim ve milli değerlerin siyaset üstü meseleler olduğunu vurguladı.
“Vatan, millet ve bayrak söz konusu olduğunda herkesin ortak bir duruş sergilemesi gerekir” diyen Bursalı, savunma konusunun siyasi polemiklere konu edilmemesi gerektiğini dile getirdi.
Muhalefete çağrıda bulunan Bursalı, eleştirilerin yapılabileceğini ancak ülkenin güvenliğini ilgilendiren konularda daha dikkatli bir dil kullanılması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE ARTIK MASALARIN KURULDUĞU ÜLKELERDEN BİRİ”
Türkiye’nin son yıllarda uluslararası alanda daha güçlü bir konuma geldiğini ifade eden Bursalı, özellikle son 20 yılda önemli bir dönüşüm yaşandığını dile getirdi.
1990’lı yıllarda Türkiye’nin uluslararası masalarda çoğu zaman belirleyici bir rol üstlenemediğini söyleyen Bursalı, bugün ise Türkiye’nin birçok küresel ve bölgesel meselede önemli aktörlerden biri haline geldiğini belirtti.
Bursalı, Türkiye’nin artık yalnızca davet edilen değil, aynı zamanda diplomatik masaların kurulmasında rol oynayan ülkelerden biri olduğunu söyledi.
“GÜÇLÜ SAVUNMA OLMADAN GÜÇLÜ DİPLOMASİ OLMAZ”
Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğinin arkasında güçlü bir savunma altyapısının bulunduğunu belirten Bursalı, savunma kapasitesinin diplomatik gücü doğrudan etkilediğini ifade etti.
Savunma gücü zayıf olan ülkelerin uluslararası arenada söz sahibi olmasının zor olduğunu dile getiren Bursalı, Türkiye’nin son yıllarda bu alanda önemli bir mesafe kat ettiğini söyledi.
Bursalı, Türkiye’nin hem diplomatik hem de askeri kapasitesini güçlendirerek küresel siyasette daha etkili bir rol üstlenmeye devam edeceğini sözlerine ekledi.
“SİYASETTE ŞİDDETİN HİÇBİR GEREKÇESİ OLAMAZ”
AK Parti İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı, İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Menderes İlçe Başkanı Mehmet Emin Işık’a yapılan bıçaklı saldırıya “Rekabet olur ama hakaret ve şiddet asla kabul edilemez” diyerek tepki gösterdi.
Bursalı, şiddetin kimden kime geldiğinin önemli olmadığını vurguladı. Saldırı haberini danışmanından aldığını belirten Bursalı, ilk olarak saldırıya uğrayan siyasetçinin durumunu öğrenmek istediğini ve ardından geçmiş olsun mesajı ilettiğini söyledi.
Şiddetin siyasette asla kabul edilemeyeceğini ifade eden Bursalı, “Hangi partiden olursa olsun fark etmez. Ortada bir şiddet varsa buna karşı çıkmak gerekir. Biz de tavrımızı net şekilde ortaya koyduk” dedi.
“SİYASETTE REKABET OLUR AMA ÜSLUP ÇOK ÖNEMLİ”
Siyasetin doğası gereği sert tartışmaların olabileceğini belirten Bursalı, buna rağmen dilin ve üslubun korunmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
En sert eleştirilerin bile hakaret içermeden yapılabileceğini dile getiren Bursalı, şu ifadeleri kullandı:
“En sert eleştiriyi bile düzgün bir üslupla yapabilirsiniz. Bunun için küfretmeye ya da hakaret etmeye gerek yok. Siyaset rekabet alanıdır ama rekabet etmek, üslubu bozmak anlamına gelmez.”
AK Parti’nin eleştirirken aynı zamanda çözüm de sunduğunu söyleyen Bursalı, siyasetin sadece eleştirmekten ibaret olmadığını belirtti.
MECLİS’TEKİ TARTIŞMA: “KADINSAN KADINLIĞINI BİLECEKSİN” SÖZÜNE TEPKİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşanan bir tartışmayı da anlatan Bursalı, bir milletvekilinin Leyla Şahin Usta hakkında kullandığı ifadeye tepki gösterdiğini söyledi.
Bir milletvekilinin “Kadınsan kadınlığını bileceksin” şeklindeki sözlerine karşı çıktığını belirten Bursalı, bu sözün kabul edilemez olduğunu ifade etti.
“Biz siyaseti kadın-erkek diye ayırmıyoruz. Bizim için hizmet önemlidir. Mesleklerin de cinsiyeti olmaz. Doktorluk da öğretmenlik de gazetecilik de böyledir” diyen Bursalı, tartışmanın ardından ilgili milletvekilinin hem kendisinden hem de Leyla Şahin Usta’dan özür dilediğini söyledi.
“SOSYAL MEDYANIN DİLİ ŞİDDETİ BESLİYOR”
Sosyal medyadaki dilin giderek sertleştiğini söyleyen Bursalı, bunun toplumsal şiddeti artıran unsurlardan biri olduğunu belirtti.
Aynı zamanda TBMM’de Dijital Mecralar Komisyonu üyesi olduğunu hatırlatan Bursalı, sosyal medyada yalan ve manipülasyon üzerinden insanların kışkırtıldığını ifade etti.
“Şiddetin birçok sebebi var ama sosyal medyanın dili de bunlardan biri. İnsanları provoke eden, yalan üzerinden kışkırtan bir dil var” dedi.
“KADINLARA YÖNELİK ELEŞTİRİLER DAHA ACIMASIZ”
Kadın siyasetçilere yönelik eleştirilerin çoğu zaman kişiselleştiğini söyleyen Bursalı, kadınlara yönelik saldırıların daha sert olduğunu belirtti.
Eleştirilerin fikir üzerinden yapılması gerektiğini ifade eden Bursalı, bazen hakaret ve küfür boyutuna varan mesajlar aldığını söyledi.
“Benim fikrimi eleştirmek yerine bedenim üzerinden hakaret edenler oluyor. Hatta ölmüş anne ve babama kadar uzanan hakaretler görüyoruz” diye konuştu.
KILIÇDAROĞLU’NA SALDIRIYI HATIRLATTI
Gazetecilik yaptığı dönemde yaşadığı bir olayı da anlatan Bursalı, Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıyı örnek verdi.
Canlı yayında saldırıyı kınadığını söylemesine rağmen sözlerinin sosyal medyada çarpıtıldığını belirten Bursalı, şunları söyledi:
“Ben açıkça ‘Bu saldırıyı savunmam mümkün değil’ dedim ve geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Ama sosyal medyada sözlerim cımbızlanarak ‘Bursalı Kılıçdaroğlu bunu hak etti dedi’ şeklinde servis edildi.”
Bursalı, sözlerinin çarpıtılması nedeniyle büyük bir linç kampanyasına maruz kaldığını ifade etti.
“30 YILLIK GAZETECİLİĞİMDE HİÇ DAVA AÇILMADI”
Yaklaşık 30 yıl gazetecilik yaptığını söyleyen Bursalı, bu süreçte kendisine hiç dava açılmadığını belirtti.
Bunun sebebinin eleştirilerini hakaret ve yalan içermeden yapması olduğunu vurgulayan Bursalı, şu ifadeleri kullandı:
“Hiç yalan söylemedim, hakaret etmedim. Eleştirilerimi somut gerekçelerle yaptım. Bu yüzden bana dava açılmadı.”

TERÖRLE MÜCADELE SÜRECİNE DEĞİNDİ
Bursalı programda terörle mücadele sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin başlangıcını Devlet Bahçeli’nin Meclis’te DEM Parti sıralarına giderek selam vermesiyle başlayan sürece bağlayan Bursalı, bu sürecin ardından Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’nin de adımlar attığını söyledi.
Türkiye’nin 40 yıldan fazla süredir terörle mücadele ettiğini hatırlatan Bursalı, bu süreçte 40 binden fazla insanın hayatını kaybettiğini belirtti.
“Artık anneler ağlamasın, evlatlar yetim kalmasın istiyoruz. Bu mesele siyaset üstü bir meseledir” dedi.
“MECLİS’TE OLUŞAN ORTAK İRADE ÇOK KIYMETLİ”
TBMM’de kurulan komisyonun önemine dikkat çeken Bursalı, İYİ Parti dışındaki tüm partilerin bu komisyona üye verdiğini söyledi.
Komisyon çalışmalarının sonunda ortak bir rapor ortaya çıktığını belirten Bursalı, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un süreci başarılı şekilde yönettiğini ifade etti.
“Bu metin bağlayıcı değil ama terörün bitmesine yönelik ortak siyasi iradeyi ortaya koyuyor” dedi.
“TERÖRE TAVİZ YOK”
Süreçle ilgili yanlış algılar oluşturulmaya çalışıldığını ifade eden Bursalı, teröre hiçbir şekilde müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı.
Bursalı, “Bu süreç teröre taviz vermek değil, terörün tamamen sona ermesi için gerekli adımların konuşulmasıdır” dedi.

VAKIF MALLARI TARTIŞMASI: “BU MÜLKLER MİLLETİNDİR”
Programda İzmir’deki vakıf malları tartışmasına da değinen Bursalı, vakıf mülklerinin siyasi polemik konusu yapılmaması gerektiğini söyledi.
Vakıf mallarının satılamayacağını ve amacı dışında kullanılamayacağını belirten Bursalı, bu malların milletin ortak değeri olduğunu ifade etti.
Bursalı, daha önce İzmir Büyükşehir Belediyesi ile vakıf mülkleri konusunda yaşanan bir tartışmayı da hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu mülkler belediyenin değil, vakıflarındır. Ama hukukun izin verdiği ölçüde İzmir Büyükşehir Belediyesi yine İzmirlinin faydasına kullanabilir.”
“HUKUKİ SÜRECİ BEKLEMEK GEREKİR”
Konunun tamamen hukuki bir süreç olduğunu belirten Bursalı, tartışmaların siyasi polemik haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.
“Hukuki süreç devam ediyor. Sonunda hukuk ne derse hepimiz buna saygı duyacağız” diyen Bursalı, vakıf malları konusunda kamuoyunda oluşturulan bazı tartışmaların gerçeği yansıtmadığını söyledi.