Cemil Tugay’ı rahat bırakın !
CEMİL TUGAY
08/09/2026 06:50 | Son Güncelleme : 08/09/2026 09:10 | Super Admin
Cemil Tugay’ın siyasi geleceği yerine İzmir’in hizmet beklediğini, altyapı yatırımları ve belediyenin mücadelesi değerlendirildi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, yaklaşık 2,5 yıldır görevde olmasına rağmen sanki 20 yıllık bir belediye başkanlığı döneminin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Sendikalar bir yandan, iktidarın baskıları diğer yandan, siyaset yaptığı parti başka bir yandan… Şimdi bağımsız bir belediye başkanı olarak da bu kez hangi partiye geçeceği tartışmaları üzerinden ayrı bir baskının altında.
Peki, neden Cemil Tugay’ı rahat bırakmıyoruz?
İzmir’in bugün siyasi hesaplaşmalardan çok hizmete, yatırıma ve geleceğe ihtiyacı var.
İzmir, kuruluşun ve kurtuluşun şehri. Bu kentin insanları belediye başkanından kavga değil, hizmet bekliyor. Bunca siyasi ve ekonomik baskının arasında bir belediye başkanının yapabileceği en zor ve en riskli işlerden birini yapan Cemil Tugay, İzmir’in altyapısını güçlendirmeye çalışıyor.
Altyapı görünmezdir ama hayat kurtarır
Neden en riskli işlerden biri?
Çünkü altyapı, belediyecilikte en görünmeyen hizmetlerin başında gelir.
Vatandaşın gözünün önünde yapılan park, meydan, bina, heykel ya da düzenleme hemen fark edilir. Konser yapılır, ünlü bir sanatçı getirilir, ışıklar yanar; insanlar eğlenir ve yapılan harcama görünür hale gelir.
Ama kanalizasyon hattı görünmez.
Yağmur suyu kanalı görünmez.
Arıtma altyapısı görünmez.
Yerin metrelerce altında yapılan yatırımın fotoğrafını çekip siyasi propaganda yapmak da kolay değildir.
Ancak yağmur yağdığında, taşkın olduğunda, kanalizasyon sistemi çöktüğünde veya altyapı yetersiz kaldığında onun gerçek değeri ortaya çıkar.
Cemil Tugay ise kolay olanı değil, zor olanı seçti.
İzmir’in yıllardır ihmal edilen kanalizasyon sistemlerine, yağmur suyu hatlarına ve arıtma tesislerine yatırım yapmayı tercih etti.
Elbette yapılanların tamamı yeterli mi?
Hayır.
İzmir’in altyapı sorunlarının bir anda çözülmesini beklemek gerçekçi değil. Ancak mevcut ekonomik şartlar, belediyenin gelirlerinin kesilmesi ve artan maliyetler düşünüldüğünde, yapılan yatırımların da hakkını teslim etmek gerekiyor.
Çünkü belediyecilik yalnızca görüneni güzelleştirmek değildir.
Bazen gerçek belediyecilik, kimsenin görmediği yere yatırım yapmaktır.
Sendikalarla mücadele ederken de dengeyi korumaya çalıştı
Cemil Tugay’ın karşı karşıya kaldığı sorunlardan biri de belediyedeki personel yapısı ve sendikalarla yaşanan gerilimler oldu.
Bir tarafta emeğinin karşılığını almak isteyen işçiler ve memurlar var. Diğer tarafta ise belediyenin bütçesi ve vatandaşın ödediği vergiler var.
Türkiye’de asgari ücretin 28 bin lira seviyelerinde olduğu bir dönemde, kamu kaynaklarından belirli kesimlere yüz binlerce liralık maaşlar verilmesini sorgulamak elbette doğaldır.
Ama aynı zamanda çalışanların emeğinin karşılığını vermek ve işçiyi, memuru enflasyon karşısında ezdirmemek de bir belediye başkanının sorumluluğudur.
Tugay bu iki taraf arasında zor bir denge kurmaya çalıştı.
Hatta gerektiğinde kendi elleriyle çöp topladı.
Seçim döneminde kendisinden ne istendiyse onu yapmak yerine, belediyenin gerçek mali tablosuyla hareket etmeye çalıştı.
Önceki yönetimin seçimlere kısa süre kala aldığı binlerce işçinin oluşturduğu mali yükün yaralarını da bugün yönetmek zorunda kaldı.
Bunlar kolay işler değil.
“Silkeleyin” baskısına rağmen İzmir’e yatırım
Bir başka gerçek daha var.
Yerel seçimlerin hemen ardından merkezi yönetimin aldığı tasarruf tedbirleri ve belediyelere yönelik mali baskılar, birçok belediyenin hareket alanını ciddi şekilde daralttı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi de bundan bağımsız değil.
Ödeneklerin kısıldığı, mali kaynakların zorlaştığı, maliyetlerin sürekli arttığı bir ortamda belediye başkanlığı yapmak zaten başlı başına büyük bir mücadele.
Bütün bunlara rağmen işçinin maaşını ödemeye, sosyal destekleri sürdürmeye ve İzmir’e yatırım yapmaya çalıştı.
Konserlere milyonlarca lira harcayıp günü kurtarmak yerine, kaynakları mümkün olduğunca hizmete yönlendirmeyi tercih etti.
Bu tercih eleştirilebilir.
Eksik bulunan hizmetler elbette eleştirilebilir.
Ancak hangi şartlarda mücadele edildiğini görmezden gelmek de haksızlık olur.
Körfez, asfalt, sosyal destek…
Cemil Tugay döneminde yapılan her iş kusursuz demiyorum.
Zaten gazeteciliğin görevi de alkışlamak değil, doğruyu söylemek ve eksikleri göstermektir.
Ama hakkını da teslim etmek gerekir.
Körfezin temizlenmesine yönelik çalışmalar hız kazandı. Kokusuz bir yaz geçirdik.
İzmir’in yollarında milyonlarca ton asfalt kullanıldı.
Yeterli mi?
Elbette değil.
Ama belediyenin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu da hesaba katmak gerekiyor.
Enflasyon altında ezilen emeklilere ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara sosyal destekler sağlandı.
İzmir’in yıllardır biriken sorunlarının tamamı çözülemedi belki.
Fakat bütün bu baskılara rağmen “hiçbir şey yapılmadı” demek de gerçekçi değil.
Şimdi haftalardır aynı soruyu konuşuyoruz
Peki bugün İzmir’in gündeminde ne var?
Haftalardır konuştuğumuz mesele şu:
Cemil Tugay hangi partiye geçecek?
CHP ayrı bir yerden baskı oluşturuyor.
Yeni parti büyük bir hırsla “bana gel” diyor.
AK Parti başka bir kulvardan siyaset yürütüyor.
Herkes Cemil Tugay’ın siyasi geleceğini konuşuyor.
Ama kimse şu soruyu yeterince sormuyor:
İzmir’in geleceği ne olacak?
Bırakın artık bu siyasi transfer tartışmalarını.
Bırakın Cemil Tugay kendi siyasi geleceğine kendisi karar versin.
İster bir partiye geçsin, ister başka bir partiyle yoluna devam etsin, isterse bağımsız belediye başkanı olarak görevini sürdürsün.
Bu karar onun kararıdır.
Cemil Tugay’ı rahat bırakın!
Benim söyleyeceğim çok açık:
Cemil Tugay’ı rahat bırakın.
Bırakın hizmet yapmaya çalışsın.
Bırakın İzmir’in altyapısıyla, yollarıyla, körfeziyle, ulaşımıyla, sosyal hizmetleriyle uğraşsın.
Bırakın siyasi geleceği konusunda kendi kararını kendisi versin.
Çünkü Cemil Tugay’ın İzmir için bir şans olduğunu düşünüyorum.
Bu şansı doğru değerlendirmek gerekiyor.
Elbette yanlış yaptığı zaman eleştireceğiz. Eksik kaldığı yerde hesap soracağız. Kamu kaynaklarının yanlış kullanıldığını düşündüğümüzde bunu yazacağız.
Ama siyasi baskılarla, parti değiştirme tartışmalarıyla, kulislerle ve hesaplarla bir belediye başkanının hizmet üretme kapasitesini tüketmenin de İzmir’e hiçbir faydası yok.
Cemil Tugay’ın önünde zor bir dönem var.
O da enine boyuna düşünüp İzmir için en doğru kararı verecektir.
Çünkü hizmet ideolojiyle yapılmıyor.
Hizmet; çalışma isteği, azim, kaynakları doğru kullanma iradesi ve kente duyulan sorumlulukla yapılıyor.
Cemil Tugay’da da bu çalışma isteğinin ve hizmet etme arzusunun olduğunu düşünüyorum.
O halde bırakın.
Nereye gideceğine kendisi karar versin.
Hangi siyasi çatı altında daha iyi hizmet edeceğine kendisi karar versin.
İsterse bağımsız kalsın.
Ama artık birileri kendi siyasi hesapları uğruna İzmir’in önüne sürekli “Cemil Tugay hangi partiye geçecek?” sorusunu koymasın.
Çünkü İzmir’in sorusu bu değil.
İzmir’in sorusu çok daha basit:
“Bize nasıl daha iyi hizmet edecek?”
Gerisi siyasetin meselesidir.
İzmir’in meselesi ise hizmettir.
Aydan Yalçın
Yorumlar
Bunlar da ilginizi çekebilir
Kınık'ın Talepleri Bakanlık Masasında
Kınık'ın Talepleri Bakanlık Masasında
2 gün önceCemil Tugay’ı rahat bırakın !
CEMİL TUGAY
2 saat önce
iPhone’larda pil sağlığı nasıl artırılır? İşte 5 etkili yöntem