NHABERİZMİR / AYDAN YALÇIN – İzmir gayrimenkul kara para aklama iddialarıyla sarsılırken, Bayraklı ( en çok kule orada ancak izmir’in çeşitli yerlerinde aynı olay var) bölgesindeki dev kulelerde yürütülen sistemli bir..
NHABERİZMİR / AYDAN YALÇIN – İzmir gayrimenkul kara para aklama iddialarıyla sarsılırken, Bayraklı ( en çok kule orada ancak izmir’in çeşitli yerlerinde aynı olay var) bölgesindeki dev kulelerde yürütülen sistemli bir çalışma ağının detayları gün yüzüne çıkıyor. Yurt dışından gelen milyonlarca doların gayrimenkul satışı maskesiyle nasıl “temizlendiği” ve yüzde 20 komisyonla dönen bu kirli trafiğin perde arkası tüyler ürpertiyor; devamı aşağıda!
Ege’nin incisi İzmir, son günlerde kulislerde dolaşan şok edici bir iddiayla çalkalanıyor. Kentin yeni silüetini oluşturan dev gökdelen projelerinin, sadece konut üretmek için değil, aynı zamanda yurt dışı kaynaklı şüpheli paraların sisteme dahil edilmesi için kullanıldığı ileri sürülüyor. Özellikle yüksek kulelerde ve yüksek fiyatlı lüks projelerde uygulanan bu yöntem, paranın kaynağını yok etmek isteyen küresel aktörlerin yeni gözdesi haline gelmiş durumda.
İddia edilen mekanizma, şeytanın bile aklına gelmeyecek cinsten bir sadelik ve profesyonellikle işliyor. Yurt dışındaki bir alıcı, İzmir’de 100 milyonlarca lira değerindeki lüks bir daireyi almak için firma ile el sıkışıyor. Para transferi yasal yollardan gayrimenkul satışı adı altında Türkiye’deki inşaat firmasına yapılıyor. Ancak anlaşmada gizli bir madde var: Şayet alıcı vazgeçerse, firma daireyi satış bedelinin yüzde 20 eksiğine geri alıyor.
Bu noktada kirli para, “daire satışından elde edilen meşru gelir” olarak Türkiye içinde dolaşıma girmiş oluyor. Alıcı, yüzde 20’lik bir kesintiyi (komisyonu) göze alarak kaynağı belirsiz parasını tamamen yasal bir zemine çekiyor. İnşaat şirketi ise sadece iki evrak imzalayarak, tek bir daire üzerinden 30 milyon TL’ye varan devasa kazançlar elde ediyor.
Kulislerden sızan bilgiler, akıllara çok daha korkunç soruları getiriyor. Gayrimenkul alımı maskesiyle sisteme sokulan bu devasa nakit akışı, yurt dışında hangi yollarla kazanıldı? Sektör temsilcileri ve hukukçular; kumar, madde ticareti veya diğer illegal yollarla elde edilen servetlerin bu “gayrimenkul aklama istasyonu” aracılığıyla aklandığından endişe ediyor. Sistemin hızı ve denetimden kaçış kolaylığı, İzmir’i uluslararası kara para trafiğinin duraklarından biri haline getirme riski taşıyor.
Bazı projelerde bir dairenin 150 milyon TL civarında alıcı bulduğu düşünülürse, dönen rakamların vahameti daha iyi anlaşılıyor. Şirketler, herhangi bir inşaat faaliyeti veya pazarlama çabası gütmeden, sadece “al-sat” ve “vazgeçme” prosedürü üzerinden tek kalemde servet kazanıyor. Bu durumun, dürüst inşaat firmaları arasında haksız rekabete yol açtığı ve konut fiyatlarını suni şekilde şişirdiği de iddialar arasında.
İzmir’de bu yöntemle faaliyet gösterdiği iddia edilen epey bir firmanın ismi fısıltı gazetelerinde dolaşmaya başladı. Bayraklı bölgesindeki gökdelen projelerinin çoğunda bu tür şüpheli işlemlerin yapılıp yapılmadığı ise denetleme kurullarının merceğinde. Şeffaflıktan uzak bu dev ticaretin hangi “ünlü” müteahhitler üzerinden yürüdüğü ise İzmir kamuoyunun en büyük merak konusu.
Ekonomi ve hukuk uzmanları, gayrimenkul sektörünün dünya genelinde kara para aklama konusunda en kırılgan alanlardan biri olduğunu belirtiyor. Uzmanlara göre; “Geri Alım Garantili Satış” modellerinin denetlenmemesi, Türkiye’nin gri liste süreçlerini ve finansal itibarını zedeleyebilir. İzmir’deki bu devasa rakamların, yerel ekonomiyi canlandırmaktan ziyade suni bir enflasyon balonu yarattığı ve suç ekonomisini beslediği vurgulanıyor.
Not: Haber Ciddi ihbarlar neticesinde hazırlanmıştır.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.