Emekli çalışan kesintileri isyan ettirdi! SGDP ve brüt ücret üzerinden alınan vergilerle emeklinin cebi boşaltılıyor. Bu para kime yarıyor? İşte tüm detaylar. NHABERİZMİR / AYDAN YALÇIN – Emekli çalışan kesintileri dosyasını açıyoruz;..
Emekli çalışan kesintileri isyan ettirdi! SGDP ve brüt ücret üzerinden alınan vergilerle emeklinin cebi boşaltılıyor. Bu para kime yarıyor? İşte tüm detaylar.
NHABERİZMİR / AYDAN YALÇIN – Emekli çalışan kesintileri dosyasını açıyoruz; maaşı yetmediği için ter döken milyonlarca emeklinin cebine göz diken bu sistem kime hizmet ediyor? SGK’nın emekli çalışanlardan zorunlu olarak aldığı primler ve “verginin vergisini” alan o düzenleme hakkındaki tüm çarpıcı gerçekler haberimizde; devamı aşağıda!
Türkiye’de emekli olmak artık bir dinlenme evresi değil, yeni bir hayatta kalma mücadelesinin başlangıcı haline geldi. Aldığı emekli maaşıyla ay sonunu getiremeyen milyonlarca vatandaş, çareyi yeniden iş hayatına atılmakta buluyor. Ancak bu noktada Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) devreye girerek, çalışanın zaten kısıtlı olan kazancına adeta “ortak” oluyor. Ödenen bu devasa primler ne işçiye ne de işverene bir fayda sağlıyor; peki o zaman bu para nereye gidiyor?

Emekli bir çalışan iş başı yaptığında karşısına çıkan en büyük kalem Sosyal Güvenlik Destek Primi (SGDP) oluyor. Sisteme göre işçiden %7,5, işverenden ise %22,5 oranında bir kesinti yapılıyor. İşin can alıcı noktası ise şu: Bu primler ödendiği halde emekli çalışanın mevcut maaşında bir artış yaşanmıyor, yeniden emekli olma şansı ise zaten yok! Emekli olduğu için her şekilde hastanelerden faydalanıyor. İşsiz kalma durumunda maaşı zaten var. Vergi dersen zaten maliye maaş cebe girmeden kesiyor.
Emekli çalışanların sırtındaki yük sadece SGDP ile sınırlı değil. Gelir vergisi ve damga vergisi kesintileri, net maaş üzerinden değil brüt ücret üzerinden hesaplanıyor. Bu durum, teknik olarak “kazanılmamış paranın vergisini vermek” anlamına geliyor. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, daha çalışanın eline geçmeden devletin vergi dairesine ve SGK kasasına pay ediliyor. Vergi muafiyeti sınırları olsa da, brüt rakam üzerinden yapılan hesaplamalar emekliyi “nefes alamaz” noktaya getiriyor.
Şimdi yetkililere ve ekonomi yönetimine sormak gerekiyor: Bu vatandaşın aldığı emekli maaşı yetseydi, 60-65 yaşından sonra neden tezgah başında veya şantiyede ter döksün? Maaşı yetmediği için zorunluluktan çalışan birinin sırtından bu kadar yüksek prim ve vergi kazanmak ne derece adildir? Brüt üzerinden alınan her kuruş, emeklinin sofrasından çalınan bir ekmek anlamına geliyor.
Sosyal güvenlik uzmanları, mevcut yapının emekliyi kayıt dışı çalışmaya ittiğine dikkat çekiyor. Yüksek prim yükünden kaçmak isteyen işveren ve ekmeğini bölmek istemeyen emekli, “sigortasız çalışma” yoluna sapmak zorunda kalıyor. Eğer bu kesintiler emekli maaşını iyileştirici bir fon olarak kurgulanmayacaksa, neden hala ısrarla tahsil ediliyor? Emekliye yaşama şansı tanımayan bu sistem, sosyal devlet ilkesiyle ne kadar bağdaşıyor?
Türkiye’de her türlü dolaylı vergi (KDV, ÖTV vb.) zaten vatandaşın belini bükmüşken, bir de çalışma hakkını kullanan emeklinin “sırtından vergi kazanmak” vicdanları yaralıyor. Brüt ücret üzerinden alınan kesintilerle, verginin vergisini ödeyen bu kitleye acilen bir “nefes alanı” açılması gerekiyor. Aksi takdirde, “çalışan emekli” kavramı, sadece devletin kasa açıklarını kapatan bir finansman kaynağına dönüşmeye devam edecek.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.