İRAN VE ABD İSRAİL SAVAŞININ TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ

Ortadoğu coğrafyası bir türlü huzur bulamıyor. Bunun nedeni başta petrol ve doğalgaz olmak üzere sahip olduğu yeraltı zenginlikleridir. Dünya petrol ve doğalgaz üretiminin üçte birini oluşturan bu bölge ülkeleri üzerinde..

İRAN VE ABD İSRAİL SAVAŞININ TÜRK EKONOMİSİNE ETKİLERİ
Yayınlanma: Güncelleme: 20 views
Ortadoğu coğrafyası bir türlü huzur bulamıyor. Bunun nedeni başta petrol ve doğalgaz olmak üzere sahip olduğu yeraltı zenginlikleridir. Dünya petrol ve doğalgaz üretiminin üçte birini oluşturan bu bölge ülkeleri üzerinde ABD’ye bağlı ve bağımlı şekilde varlıklarını sürdürmektedirler. Bölgedeki Arap ülkeleri Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğinden çıktıktan sonra önce İngiltere, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise ABD egemenliğine girmişlerdir. ABD, 1946 yılında İsrail devletinin kurulmasını sağlayarak bölgenin kontrolünü İsrail ile birlikte yapmaya ve yönetmeye başlamıştır. İran, 1979 yılındaki devrimden sonra Monarşiden Cumhuriyete geçmiş, dini esaslara göre yönetilen İran İslam Cumhuriyeti’ni kurmuştur.
• Bu devrimle birlikte İran’daki ABD ve İngiliz şirketleri ülkeden kovulmuş, petrol ve doğalgaz üretimi millileştirilmiştir. O tarihten bugüne ABD-İSRAİL ve İRAN arasında mücadele siyasi, askeri ve ekonomik alanda büyük ve yapısal sorun ve çatışmalar başlamıştır. İran’ın özellikle Rusya ve Çin ile yaptığı iş birlikleri ABD’yi fazlasıyla rahatsız etmiş, etmeye de devam etmektedir.
• 1947’de kurulan İsrail kurulduğu bölgenin dışına çıkamamış ve bölgede yayılmamıştır. İsrail’in bu bölgede yayılmasının engellenmesi Suriye, İran ve Rusya blokudur. İsrail’in Ortadoğu’da daha çok güçlenmesi ve yayılması için ABD, BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’ni yapmış ve uygulamaya koymuştur. Irak’la başlayan, Libya, Mısır, Lübnan ve Suriye ile devam eden savaş ve iç savaşların nedeni bu BOP projesidir. Sıra şimdi İran’dadır.
• Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Eş Başkan” olarak hedefe ulaştığı takdirde İsrail Ortadoğu’nun patronu olacaktır. Bölgenin siyasi ve ekonomik yaşamını İsrail yönetecektir. Bu savaşın sonunda İran’ın rejimi değişir ve ABD egemenliğinde yeni bir devlet kurulursa bu durum TÜRKİYE açısından yeni ve büyük siyasi, komik ve askeri sorunlar üretecektir.
• Siyasi açıdan bakıldığında Kürtçülük desteklenecek, Türkiye’nin üniter yapısı federal yapıya geçerse Türkiye’yi zorlayacaktır. Bu durum Türkiye’nin siyasi istikrarını bozacaktır. İstikrarı bozulan Türkiye, zaten çok kırılgan bir yapıya sahip olan ekonomisini daha da kırılgan hale getirecektir.
• Türkiye’nin hali hazırda 550 milyar dolar dış borç, 250 milyar dolar iç borcu vardır. Türkiye her yıl ortalama 40 milyar dolar cari açık vermektedir. Türkiye yüksek enflasyon, yüksek faiz ve işsizlikle Avrupa’da birincidir. Tarım ürünlerinde kendi kendine yeten yedi ülkeden biriyken şu an hemen hemen bütün ürünlerde, kırmızı et dahil NET İTHALATÇI ÜLKE durumundadır. Keza gelir dağılımında da Avrupa ülkeleri içinde en kötüsüdür. Bankalardaki mevduatın %40’ı %1’in, %60’ı ise %5’in elindedir. İran savaşı Türkiye’yi kısa orta ve uzun vadede olumsuz etkileyecektir. En başta petrol ve doğalgaz fiyatları yükselecektir. Bu durum Türkiye’nin cari açığını daha da büyütecektir. Diğer taraftan tarımdan sanayi ve hizmet sektörüne kadar Türkiye’nin üretim maliyetleri yükselecek ve mal ve hizmetlerin fiyatı yükselecektir. Zam enflasyon demektir. Zam enflasyon demektir. Diğer taraftan turizm sektörü bu durumdan olumsuz etkilenecek, sektör kapasite kaybedecektir. Sıcak para Türkiye’yi terk edecektir. Geçen hafta 15 milyar dolara varan çıkış gerçekleşti. Bu gelişmeler Türkiye’nin finansman ihtiyacını daha da büyütecektir. Bu durum içeride ve dışarıda Türkiye’nin daha yüksek faizlerle borçlanması demektir.
• Halihazırda yapısal sorunlar yaşayan, son derece kırılgan olan ve son yıllarda büyük bunalım yaşayan Türk ekonomisi böyle bir savaşa sürüklenirse riskiyle karşı karşıyadır.
• İran savaşı bölgemiz ve ülkemiz için tarihi bir dönüm noktasıdır. Ve ülkemiz bu zorlu sürece hazır değildir. AKP iktidarının 23 yıldan beri uygulamakta olduğu ekonomi politikaları ülkemizi ekonomik olarak uçurumun kenarına getirmiştir. Kaynak üretmek yerine borçlanarak ekonomiyi finanse etmektedirler, toplumu borçlandırmaktadırlar. Devletten sosyal yardım alan kişi sayısı 14 milyonu geçmiştir. Bu politikalar sürdürülebilir değildir.
• Türkiye bu hükümetten bir an önce kurtulmalı ve üreten, çalışan ve kazanan ekonomik modele geçmelidir. Kendi iradesi ile bu yola girmeyen Türkiye’yi İran savaşının sonuçları bu yola girmeye mecbur bırakacaktır.
Hüseyin ARABACI
ATA Parti
Genel Başkan Yardımcısı

İLK YORUMU SİZ YAZIN

Hoş Geldiniz

Üye değilmisiniz? Kayıt Ol!

Hemen Hesabını Oluştur

Zaten bir hesabın mı var? Giriş Yap!

Şifrenizi mi Unuttunuz

Kullanıcı adınızı yada e-posta adresinizi aşağıya girdikten sonra mail adresinize yeni şifreniz gönderilecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.