NHABERİZMİR/AYDAN YALÇIN – İzmir istismarcı başkan haberiyle sarsılırken, 13 yaşındaki çocuklara yönelik cinsel istismar suçundan 2015 yılında mahkum edilen bir ismin nasıl ilçe başkanı yapıldığı sorusu infial yarattı. Topluma örnek olması..
NHABERİZMİR/AYDAN YALÇIN – İzmir istismarcı başkan haberiyle sarsılırken, 13 yaşındaki çocuklara yönelik cinsel istismar suçundan 2015 yılında mahkum edilen bir ismin nasıl ilçe başkanı yapıldığı sorusu infial yarattı. Topluma örnek olması gereken o koltukta oturan şahsın karanlık geçmişi ve yargılandığı davanın korkunç detayları gün yüzüne çıktı; skandalın tüm perde arkası aşağıda…
Ege’nin incisi İzmir, bugün siyasi tarihin en ağır sınavlarından biriyle karşı karşıya. Kentte infial yaratan iddialara göre, bir siyasi partinin ilçe başkanlığı koltuğuna oturtulan ismin, geçmişte çocuk istismarı suçundan hüküm giydiği ortaya çıktı. Henüz 13 yaşındaki savunmasız çocuklara yönelik gerçekleştirilen bu iğrenç eylemler nedeniyle 2015 yılında Türk adaleti tarafından mahkum edilen şahsın, bugün nasıl bir “kanaat önderi” gibi makam sahibi yapıldığı büyük bir soru işareti oluşturuyor.
Hukuk çevrelerinden sızan bilgilere göre, söz konusu ilçe başkanının 2015 yılında görülen davasında “çocuğun cinsel istismarı” suçu sabit görülmüş ve ağır bir mahkumiyet kararı verilmişti. Ancak aradan geçen yıllarda bu kara geçmişin nasıl temizlendiği veya parti yönetimlerinin bu sicili neden görmezden geldiği İzmir kulislerinde deprem etkisi yarattı. Kamuoyu, “Bir partinin vitrini olması gereken o koltuk, nasıl bir çocuk istismarcısına teslim edilir?” sorusuna yanıt bekliyor.

Haber merkezimize ulaşan bilgilere göre, mahkumiyet kararının varlığına rağmen bu atamanın yapılmış olması, siyasi partilerin aday belirleme süreçlerindeki denetim mekanizmalarının çöktüğünü kanıtlıyor. Özellikle İzmir gibi çocuk hakları ve sosyal bilincin yüksek olduğu bir kentte, bir istismarcının ilçe başkanı sıfatıyla protokolde yer alması, toplumsal vicdanda derin yaralar açtı.
Hukuk uzmanları, cinsel istismar gibi yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyet alan şahısların siyasi partilerde yönetici olup olamayacağına dair tartışmaları alevlendirdi. Teknik olarak “memnu hakların iadesi” (yasaklanmış hakların geri verilmesi) yoluyla bazı hukuki engeller aşılsa bile, bu durumun etik ve ahlaki boyutu siyasetin meşruiyetini tartışmaya açıyor.
Uzman görüşlerine göre; çocuk istismarı gibi toplumun sinir uçlarına dokunan bir suçtan hüküm giyen bir bireyin, kamuya açık bir makamda “örnek kişi” olarak sunulması, mağdurların adalet duygusuna vurulmuş en büyük darbedir.
Sosyal medyada ve İzmir sokaklarında yükselen tepkiler, bu ismin derhal görevden alınması ve parti yönetiminin halktan özür dilemesi yönünde. “Çocuklarımızı kime emanet ediyoruz?” diyen İzmirli vatandaşlar, siyasetin bu denli kirletilmesine karşı sessiz kalmayacaklarını belirtiyor. Siyasi partilerin “arka bahçelerinde” nelerin döndüğünü sorgulayan bu skandalın, önümüzdeki günlerde daha büyük bir istifa dalgasını tetiklemesi bekleniyor.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.