Altun Yaşam projesi Buca’da yarattığı dev rant tartışmalarıyla gündeme bomba gibi düşerken, vatandaşın adalete olan güveni “zaman aşımı” kararıyla soru işaretleri ile doldu. 6 kat imarlı arazinin nasıl bir gecede 15 kata..
Altun Yaşam projesi Buca’da yarattığı dev rant tartışmalarıyla gündeme bomba gibi düşerken, vatandaşın adalete olan güveni “zaman aşımı” kararıyla soru işaretleri ile doldu. 6 kat imarlı arazinin nasıl bir gecede 15 kata çıktığına dair gizemli süreç devam ederken, İzmir halkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu “görünmez ellere” karşı dur demesini bekliyor; şok detaylar haberimizde.

İzmir’in Buca ilçesinde, kamu vicdanını sızlatan dev bir “imar operasyonu” iddiaları şehrin üzerine kara bulut gibi çöktü. Tınaztepe Grubu’nun mülkiyetinde olan ve Mehmet Bektur tarafından yönetilen projede, devlet ihalesiyle alınan arazinin üzerine eklenen ihalesiz belediye parselleriyle devasa bir kazanç kapısı aralandığı öne sürülüyor. Erhan Kılıç döneminde gerçekleşen bu işlemler, sıradan bir vatandaşın tek kat çıkmasına bile müsaade edilmeyen bir düzende “ayrıcalıklı sınıf” tartışmalarını başlattı.


Projenin en can alıcı noktası ise imar planlarındaki o sihirli değişim. Teknik olarak 6 kat imarlı olduğu bilinen ve bu düşük imar statüsü sayesinde nispeten uygun fiyatlara mal edilen arsa, projenin hayata geçmesiyle birlikte nasıl olduysa 15 kat iznine kavuştu.

Hukuki süreçte yaşananlar ise adeta bir senaryoyu andırıyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan dava sonucunda 3. Bölge Adliye Mahkemesi inşaatı durdurmuşken, İstinaf Mahkemesi şok bir karara imza attı. Mahkeme, dosyanın esasına bakmak yerine “zaman aşımı” gerekçesiyle önceki kararı bozarak projeyi yasal bir zemine oturttu.
Uzman Görüşü (Adli Analiz): Bir davanın zaman aşımıyla düşürülmesi, aslında imarın “doğru” olduğunu kanıtlamaz; aksine yanlışın üzerindeki hukuk zırhını gösterir. Nitekim 3 üyeli heyetin 1 üyesi, karara 2 sayfalık zehir zemberek bir muhalefet şerhi koyarak rantın hukuksuzluğunu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
İşin en trajikomik tarafı ise siyasetin bu meseledeki tutumu. Türkiye gündeminde her konuda birbirine giren AK Parti ve CHP cephesi, Altun Yaşam projesi söz konusu olduğunda adeta “derin bir sessizlik” koalisyonuna imza attı. Ne Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan ne de yerel belediyelerden yükselen bir itiraz sesi var. Bu durum, “Rantın partisi olmaz mı?” sorusunu sokağın diline pelesenk etmiş durumda.
Buradan Buca halkı ve kamu vicdanı adına Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunuyoruz. Devleti zarara uğratan, vatandaşın hakkını gasp eden ve adalete soru işaretleri oluşturan bu devasa ranta müdahale edilmesi artık bir zorunluluktur. Buca halkı, Cumhurbaşkanının bu “görünmez elleri” ortaya çıkararak adaleti tecelli ettirmesini ve sarsılan gönülleri tekrar kazanmasını bekliyor.
Eğer üst makamlar bu haksızlığa dur demezse, milyarlık bu rant sadece “zaman aşımı” gibi bir usul oyunuyla sahiplerinin yanına kar kalacak. Ancak kamuoyunun baskısı ve vicdanlı hukukçuların direnişi, bu dosyanın peşinin bırakılmayacağını gösteriyor. Adalet yerini bulana kadar bu kuleler Buca halkının vicdanında “yasal ama gayriahlaki” birer beton yığını olarak kalmaya devam edecek.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.